'TÜRKİYE, EKONOMİDE CİDDİ MÜCADELELER YÜRÜTEN BİR ÜLKE'
"Depremin ülkemize toplam maliyetinin 105 milyar doları bulacağı hesaplanıyor. Böyle bir meblağ gelişmiş ülkeler dahil tüm ekonomiler için çok büyük bir yüktür. Üstelik Türkiye diğer alanlarla birlikte ekonomide de ciddi mücadeleler yürüten bir ülkedir. Ülkemize yönelik her saldırının bir tarafında ekonomik hesaplar bulunuyor. Buna bir de Covid-19 salgınının ve kuzeyimizdeki savaşın yol açtığı krizlerin ekonomik sonuçları eklenince şartlar ülkemiz için daha da zorlaşmıştır. Biliyorsunuz; dünyanın kendi içine kapandığı küresel sağlık krizinde önceliğimizi istihdama ve üretime vererek, farklı bir yol izlemeyi tercih ettik. Hamdolsun bu sayede salgın krizini en az hasarla atlattık. Rusya-Ukrayna savaşının küresel ekonominin dengelerini bozan sonuçları her geçen gün farklı bir yönüyle tezahür ediyor. Dünya genelinde enflasyon oranları, son 60-70 yılın en yüksek seviyelerini ulaştı. Gıdadan enerjiye, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar yaşanıyor" dedi.
'NE GEREKİYORSA YAPMAKTA KARARLIYIZ'
Erdoğan, gelişmiş ülkeler dahil hemen hiç kimsenin önünü net bir şekilde göremediğini ifade ederek, "Türkiye olarak biz de ister istemez bu olumsuzluklardan etkileniyoruz. Seçimlerin ardından hem mevcut küresel ekonomik görünümü hem de önümüzdeki dönemde karşılaşabileceğimiz muhtemel tehditleri dikkate alan bir politikaya yöneldik. Amacımız; bu hassas dönemden ülkemizi en az kayıpla ve şayet arzu ettiğimiz neticeleri alabilirsek, en büyük kazançla çıkarmaktır. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme stratejimiz, ekonomi politikamızın omurgası olmaya devam ediyor. Milletimizin canını yakan hayat pahalılığını ortadan kaldırmak, deprem başta olmak üzere ülkemizin acil meselelerini çözmek, ülkemizi büyütmeyi sürdürmek için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız. Asırlık hayalimiz 'Türkiye Yüzyılı'nı diğer alanlardaki hedeflerimizle birlikte gerçekleştirmeden durmayacağız, duraksamayacağız. Küresel ekonominin geleceğine ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde, sadece umudumuzu korumakla kalmıyor; istihdamdan ihracata her başlıkta artan tempomuzla iddialarımızı somut çıktılara dönüştürüyoruz. Türk ekonomisinin başarısının hepimizin hayat kalitesini yükselten, aksi durumun ise hepimize bedel ödeten bir tablo ortaya çıkardığını asla unutmamalıyız" diye konuştu.
'TERÖRLE MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ'
Ekonominin ruhunu oluşturan güven ve istikrar iklimini bozacak her türlü söz, tutum ve davranıştan uzak durulması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Ülkemizi, küresel ekonominin içinden geçtiği şu fırtınalı atmosferden yara almadan sahil-i selamete ulaştırmak, siyasetçiler olarak hepimizin milletimize karşı ortak mesuliyetidir. Yasama organı Meclisimizin bu konuda göstereceği hassasiyet, yürütme olarak bizim en büyük moral kaynağımız ve desteğimiz olacaktır. Benzer bir dayanışmaya terörle mücadele konusunda da ihtiyacımız olduğunu hatırlatmak isterim. Bu çerçevede son yıllarda elde ettiğimiz tarihi siyasi ve askeri başarıları, yeni kazanımlarla daha da ileriye taşımak için hazırlıklarımızı yapıyoruz. İçeride veya dışarıda son terörist de bertaraf edilene kadar, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Atacağımız yeni adımlar sadece hazırlık, zaman ve ortam meselesidir. Bunun için 'Bir gece ansızın gelebiliriz' sözü; 'kulaklardan hiç eksik olmasın' diyoruz" ifadelerini kullandı.
'FETÖ BİR DAHA DİRİLEMEYECEK'
FETÖ'yle mücadeleye de değinen Erdoğan, "FETÖ ihanet şebekesinin, bilhassa yurt dışında yuvalanan militanları vasıtasıyla yaymaya çalıştığı 'Yıkılmadık, ayaktayız' havası, bir çeşit mezarlıkta ıslık çalma gayretidir. Açık ve net konuşuyorum; bu ülkede bir daha asla FETÖ yeniden dirilemeyeceği gibi, benzer örgütlerin de yeni ihanetler sergileyebilmesi mümkün değildir. Ne devletimiz ne milletimiz ne de siyaset kurumu böyle bir durumun ortaya çıkmasına izin verecektir. Operasyonlarımız neticesinde adeta can çekişen terör örgütlerine, siyasi hesaplarla moral aşılamanın vebali çok ağır olacaktır. Özellikle sanat öne sürülerek milli iradeye kastedenlerin propagandasının yapılmasını kabul edemeyiz. Kültür-sanat gibi insanı yücelten ortak değerlerin, insanlık ve demokrasi düşmanlarının istismar alanı haline dönüşmesine, sorumluluk makamında olan bizlerin karşı çıkması hayati öneme sahiptir. Bunu her şeyden ve her türlü siyasi kaygıdan öte 15 Temmuz gecesi çıplak elleriyle tankları durduran kahramanlara minnet borcumuz olarak görmemiz gerektiğine inanıyorum" dedi.
'AB'NİN TARAFGİR TUTUMUNDA BİR DEĞİŞİKLİK OLMADI'
Dış politikaya daima çok önem verdiklerini belirten Erdoğan, "Kimi zaman yaptığımız fedakarlıkların, verdiğimiz emeklerin karşılığını alamadığımız durumlar elbette oldu. Mesela Avrupa Birliği'yle ilişkilerimiz bunlardan biridir. Avrupa Birliği'ne verdiğimiz her sözü tuttuk. Ancak onlar bize verdikleri sözlerin neredeyse hiçbirini yerine getirmediler. Yönetimler değişse de Avrupa Birliği'nin ülkemize yönelik adaletsiz ve ahde vefa ilkesiyle bağdaşmayan tarafgir tutumunda bir değişiklik olmadı. Kağıt üzerinde ortaya koydukları ilkeleri, kuralları, süreçleri hiçe sayan bir yaklaşımla ülkemize haksızlık üzerine haksızlık yapıyorlar. Türkiye olarak 60 yıldır kapısında bekletildiğimiz Avrupa Birliği'nden herhangi bir beklentimiz yok. Şayet, bize karşı örtülü bir yaptırım gibi kullandıkları vize dayatması başta olmak üzere haksızlıklarından geri dönerlerse, kendi yanlışlarını düzeltmiş olurlar. Yapmazlarsa siyasi, sosyal, ekonomik ve askeri olarak bizden herhangi bir beklentiye girme hakkını tümüyle kaybederler. Eğer artık iyice lafta kalan tam üyelik sürecini sonlandırmak gibi bir niyetleri varsa, işin o tarafı da kendi bilecekleri iştir. Demokrasi, adalet ve özgürlükler noktasında Kopenhag Kriterleri'ni gerekirse Ankara Kriterleri yapar, yine yolumuza devam ederiz. Son 21 yılda hak ve özgürlükler konusunda hayata geçirdiğimiz, 'sessiz devrim' olarak nitelenen tüm reformları, birileri istediği için değil; milletimiz en iyisine, en ilerisine layık olduğu için yaptık. Avrupa Birliği'ne rağmen sabırla bugünlere getirdiğimiz tam üyelik sürecinde yeni dayatmalara, yeni şartlara tahammülümüz kalmadığını burada tekrar ifade etmek istiyorum" diye konuştu.
'TERÖR ÖRGÜTÜ MENSUPLARI BEYHUDE YERE HEVESLENMESİN'
Avrupa Konseyi'nin bir kurumu olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği son kararların adeta bardağı taşıran damla olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu karardan cesaret alan terör örgütü mensupları ve yandaşları beyhude yere heveslenmesinler. Maşeri vicdanda zaten mahkum olan FETÖ'cü alçaklara bu karardan ekmek çıkmaz. Türkiye, bu ihanet çetesiyle mücadelesinden milim geri adım atmayacak, herhangi bir tavize, eskiye dönüşe müsaade etmeyecektir. Bir kez ihanet eden, unutmayın her zaman ihanet eder. Milletimiz bir defa ısırıldığı delikten ikinci kez ısırılmayacak kadar basiret ve feraset sahibidir. Bununla birlikte, karşımızdaki tablo, Avrupa'daki muhataplarımızın Türkiye'nin istiklali ve istikbali uğrunda ödediği bedellere en küçük bir saygılarının kalmadığının işaretidir. Bazı ülkelerin etkisi altında kalarak yetkilerini aşan, Türkiye'nin egemenlik haklarını hiçe sayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne, sistemin kurucu üyesi İngiltere bile tahammül edememiştir. Bizim de terör örgütleriyle aynı hizada sıralanan kurumların kararlarına ne saygı duymamız ne de onların dediklerine kulak asmamız mümkün değildir" dedi. (DHA)